BİR KELİMEYLE DEĞİŞEN HAYATLAR
UBEYDULLAH TANRIÖVER
Ahmet Mahmut ŞEN
İnsanlık tarihi boyunca hakikati arayanlar kadar onu başkalarına ulaştırmak için gayret edenler de olmuştur. Bazen bir kitap bazen bir sohbet bazen de samimi bir tebessüm insanların hayatında yeni kapılar açabilir. Özellikle farklı kültürlerden ve inançlardan insanların bir araya geldiği şehirlerde, doğru kişiye denk gelmek büyük bir önem taşır. Dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanın ziyaret ettiği İstanbul da bu buluşma noktalarından biridir. İşte bu şehrin tarihî camilerini birer tebliğ ve tanışma mekânı olarak gören isimlerden biridir Ubeydullah Tanrıöver.
Fatih’te dünyaya gelen Ubeydullah Tanrıöver, öğrenim hayatına İstanbul’da devam eder. Galatasaray Lisesinden mezun olduktan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümünü tamamlar. Ardından Marmara Üniversitesinde yüksek lisans eğitimi alır. Üniversite yıllarında İslami ilimlere ve dinî araştırmalara yönelir. Öğrendiklerini yalnızca kendisinde tutmak yerine çevresindeki insanlarla paylaşmaya gayret eder. Bu süreçte davet ve irşat çalışmalarına ilgi duyar. Hâlen Kültürlerarası İletişim Merkezi Vakfında (KİM Vakfı) yönetici olarak hizmetlerine devam etmektedir.
Bu hikâyenin başlangıcı ise 2010 yılında Bahreyn’de gerçekleşen bir ziyarete uzanır. Bahreyn’de turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği bir camide, gelen yabancılara İslam’ın sistemli bir şekilde anlatıldığına şahit olunur. Bu çalışmadan etkilenen KİM Vakfının kurucuları, iki haftalık metodolojik bir eğitim programına katılarak farklı ülkelerden gelen insanlara İslam’ın nasıl anlatılabileceğini öğrenirler. Türkiye’ye döndüklerinde ise aynı yöntemi İstanbul’un tarihî camilerinde uygularlar. Böylece dünyanın en çok ziyaret edilen ibadet mekânlarından olan Sultanahmet, Fatih ve Beyazıt camileri yeni bir hizmet alanına dönüşür. Namaz vakitlerinde camilerin açılmasını bekleyen yabancı turistler, vakıf gönüllülerinin ikram ettiği bir bardak çay veya kahve eşliğinde İslam hakkında sohbet etmeye başlarlar. İlk bakışta sıradan görünen bu karşılaşmalar zamanla insanların hayatlarını değiştiren yolculuklara dönüşür. Aynı yıl içerisinde, Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçilere İslam’ı doğru kaynaklardan tanıtmanın bir sorumluluk olduğuna inanan akademisyenler ve iş insanları tarafından KİM Vakfı kurulur. Vakfın temel amaçlarından biri de dünya genelinde giderek yaygınlaşan İslamofobi ile mücadele etmektir. Sultanahmet Camii’nde başlayan bu çalışma, yıllar içerisinde İstanbul’un birçok camisine ve farklı şehirlere yayılır. Bugün yerli ve yabancı onlarca gönüllü, bu tarihî camilere gelen turistler başta olmak üzere binlerce ziyaretçiye rehberlik ederek İslam’ın temel esaslarını anlatmaya devam etmektedir.
Camilerin çeşitli noktalarına yerleştirilen sabit dijital bilgilendirme tabletleri sayesinde ziyaretçiler, cami ve İslam hakkında farklı dillerde bilgi edinebilirler. Pek çok ihtida sürecinin ilk adımı da bu ekranlar aracılığıyla atılır. Yakalarında “Cami Gönüllüsü” yazılı kartlar taşıyan gönüllüler, ziyaretçilere ücretsiz olarak bilgi verdiklerini ifade ederler. Böylece başlayan sohbetlerde caminin mimarisinden ibadetin anlamına kadar pek çok konu ele alınır. “Neden yerde halı var?”, “Camilerde neden kiliselerdeki gibi görseller yok?”, “Namaz nedir?”, “Günde kaç defa kılınır?” gibi sorularla başlayan konuşmalar, zamanla Allah’a iman, peygamberlik ve ahiret inancı gibi temel meseleleri kapsayan derin sohbetlere dönüşür. Özellikle Hristiyan ziyaretçilerle yapılan görüşmelerde Hz. Âdem ve Hz. Havva kıssası Kur’an ayetleri eşliğinde anlatılır. Ehl-i kitap olanların aşina olduğu anlatılar üzerinden İslam’ın tevhit anlayışı açıklanır. Günah çıkarma, vaftiz ve din adamlarının aracılığı gibi konulara gelindiğinde ise İslam’da kul ile Allah arasında doğrudan bir bağ bulunduğu ifade edilir. İslam’ın fıtrata uygun bir din olduğu, Hz. Muhammed’in ise Hz. İsa’dan sonra gönderilen son peygamber olduğu anlatılır. Tanrıöver ve arkadaşları, Kur’an-ı Kerim’de sıkça geçen “Hiç düşünmez misiniz?”, “Akletmez misiniz?”, “Tefekkür etmez misiniz?” çağrılarını hatırlatarak İslam’ın insanı sorgulamaya, araştırmaya ve Rabb’ini tanımaya davet ettiğini vurgularlar. Tefekkürün, insanı hakikate ulaştıran en önemli ibadetlerden biri olduğunu ifade ederler.
Bazen bir sohbetin sonunda ziyaretçinin yalnızca kelime-i şehadet getirmesi kalır. Bu noktada gönüllüler, İslam’a giriş için herhangi bir törenin veya aracının gerekli olmadığını, kişinin samimiyetle şehadet getirmesinin yeterli olduğunu anlatırlar. Böylece yıllar içerisinde onlarca insanın Müslüman olmasına vesile olurlar. Vakıf kayıtlarına göre bugüne kadar yaklaşık iki bin kişinin ihtidasında doğrudan rol oynanmıştır. Ancak hizmet bununla sona ermez. Yeni Müslüman olan kardeşlerimiz yalnız bırakılmaz. İhtida sonrasında da iletişim sürdürülür. Soruları cevaplanır, ihtiyaç duyduklarında destek sağlanır ve İslam’ı daha yakından tanımalarına yardımcı olunur. Vakıf merkezinde düzenlenen buluşmalarda yeni Müslümanlar bir araya gelir; ikramlar eşliğinde sohbet edilir ve cuma namazı gibi ibadetlere katılmaları teşvik edilir. İhtiyaç duyanlara geçici konaklama imkânı da sunulur. Bu süreçte dikkat çeken bir başka husus ise Müslüman olan birçok kişinin daha sonra gönüllü olarak aynı hizmetlerde yer almasıdır. Bir zamanlar kendilerine İslam’ı anlatan insanların yanında saf tutan yeni Müslüman kardeşlerimiz, artık başkalarının hakikatle tanışmasına vesile olmaktadırlar.
Yürütülen çalışmalar yalnızca yüz yüze görüşmelerle sınırlı kalmaz. KİM Vakfı, teknolojinin sunduğu imkânlardan da faydalanır. Yapay zekâ destekli çeviri sistemleri ve çevrim içi platformlar aracılığıyla dünyanın farklı bölgelerindeki insanlarla iletişim kurulmakta, dijital ortamda da irşat faaliyetleri yürütülmektedir. Böylece fizikî olarak ulaşılamayan coğrafyalardaki insanlar da İslam hakkında doğru bilgiye erişebilmektedir.
Bugün vakıf; İstanbul’un yanı sıra Bursa, Ankara, Antalya, Alanya, Edirne, Konya ve Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet göstermektedir. Uluslararası seminerler, eğitim programları ve konferanslar düzenlemekte; Kur’an-ı Kerim meallerini yirmi beş farklı dilde insanlarla buluşturmaktadır. Ayrıca yeni Müslüman olanların hazırladığı bilgilendirici eserler farklı dillerde yayımlanarak geniş kitlelere ulaştırılmaktadır. Başta İngilizce olmak üzere Fransızca, Almanca, İtalyanca, İspanyolca, Rusça, Ukraynaca, Bulgarca, Japonca ve Çince gibi birçok dilde hizmet veren gönüllüler, dünyanın dört bir yanından gelen insanlara İslam’ı anlatmaya devam etmektedirler.
Ubeydullah Tanrıöver, tarihî camilerde başlayan kısa bir sohbetin, bazen bir ömrü bazen de ebedî hayatın yönünü değiştirebildiğine yakından şahit olur. Bugün de aynı inançla çalışmalarını sürdürmekte, İstanbul’un tarihî camilerinden dünyanın farklı ülkelerine uzanan iyilik ve davet yolculuğuna katkı sunmaya devam etmektedir. Çünkü o, samimiyetle kurulan bir cümlenin bir insanın kalbinde yeni bir başlangıca vesile olabileceğine inanmaktadır.